24 Aralık 2011 Cumartesi

Hattab'ın oğluna mektubu

Çeçenistan'daki Rus işgaline karşı verilen mücadelede şehit düşen komutan Hattab'ın oğluna yazdığı mektup

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

Salih, kutsal bir mücadele olan Çeçenistan'dan, benim sana olan tavsiyem budur. İslam tarihi sayfalarında sadece Allah yolunda verdikleri sözleri tutanlar şerefle kayıd edilmiştir. Onlar ise sözlerinde durarak söyledikleri gibi, savaşın olduğu yere gidenlerdir.

İnan bana oğlum, para inananları inaçlarından alıkoydu. İnananlar batılaştılar ve onların maaşlara tapıyorlar. Ancak, Allah'ın verdiği daha hayırlıdır.

17 Aralık 2011 Cumartesi

Cihada ve Cihad Cephelerine Karşı Önyargılar

"Kim cihad etmeden ve cihada niyet de etmeden ölürse, nifaktan bir şube üzerine ölmüş olur" (Mesâbîhü's-Sünne)

Ilımlı İslam projelerinden belki de en çok nasibin alan ülke Türkiye oldu. Türkiye’de demokratikleşen bildik kesimlerin yanı sıra, Muhammedi yaşayışı örnek alan ve O’nun metodunu uygulayan davet ekollerinin de cihat kültürünü yavaş yavaş hayatlarından çıkardıklarını üzülerek gözlemliyorum. İnsanlarımız artık, sıcak çatışmaların yaşandığı cihad cephelerinde neler olup bittiğine dair, merak edip araştırma zahmetinde bile değiller. Hal böyle olunca mücahitler dualarda bile yer almıyor. Maalesef ülkemizde cihad ve şehadet, marşlar ve ezgilerle kalpleri coşturan bir modadan başka bir anlama sahip değil artık. Marşlar, ezgiler genç gönüllerde yapması gerekeni yapıyor ama şehadet özlemiyle yanıp tutuşan kalbin üstüne su serpen, kanaat önderleri, ağabeyler, anne babalar hiç eksik olmuyor. Özellikle aileler iş Allah (c.c.) yolunda savaşma isteğine gelince bin bir türlü bahane arayışına giriyorlar. Bunun başlıca sebepleri arasında, cihad cepheleriyle ilgili oluşturulan çeşitli manipülasyonlar yer alıyor. Ben bu yazıda cihadın önemini anlatmayacağım, cihadın İslam’da yeriyle ilgili hiçbir Müslüman'ın kafasında bir şüphe olduğunu zannetmiyorum. Bize cihadı unutturan fitnelerden, Müslümanların cihad cepheleriyle ilgili kafalarındaki şüphelerden ve Allah (c.c.) rızası için sefere çıkmaya niyetlenenleri vazgeçirmek için ortaya atılan söylemlerden birkaçına değinmeye çalışacağım inşallah.

 1.Şimdi cihad zamanı değil

Bu söylem çoktan demokratikleşen kesimlerin söylemlerine benzemekle beraber

11 Aralık 2011 Pazar

nebiler yurduna dalmış gözleri...

4 Aralık 2011 Pazar

esirlerimize gariplerimiz

Tüm esirleri kapsayıcı dualarla birlikte kardeşlerimiz için özel duaları da esirgemeyelim.
esirlerimizle ilgili güncel bilgilerin yer aldığı bir site, hazırlayanlardan Allah razı olsun http://esirun.wordpress.com/
esaretin her türlüsü dayanılmaz bir zulüm, siteden kardeşlerimizin yüzlerine bakarak, isimleriyle, onların durumlarını düşünerek dua edelim,
biz sadece ailesi ya da dava arkadaşlarının gündeme getirebildikleri yüzleri görebiliyoruz , kimsenin sahip çıkmadığı onbinlerce esirimiz var. İnterneti bir milyon gereksiz şey için kullanıyoruz birazcık araştırmayla Türkiye'de hiç gündem olamamış başka kardeşlerimizin yüzlerine, isimlerine ulaşabiliriz. gözlerinin içine bakabiliriz, betonun soğuğunu, susuzluğu, açlığı ve gördükleri psikolojik ve fiziksel işkenceleri o zaman daha iyi hissedebiliriz. Yaşadıklarını hissederek dua ettiğimiz zaman eminim kardeşlerimiz de bizi hissedecek, dünyanın bir ucunda bir müslüman bana dua ediyor...kalbimde duyduğum bu ferahlıkta, bir müslüman kardeşimin nefesi var... ben duamda bunu mutlaka belirtiyorum diyorum ki "Allah'ım kardeşime o zindanda unutulmadığını, kendisi için ağlayanlar olduğunu bildir"
Aklımıza ilk gelen İsrail, Amerika, Rusya, Çin zindanlarının yanı sıra, işbirlikçi hükümetlerin zindanlarında daha büyük zulümler yaşanıyor, CİA, Afrika, Pakistan gibi bölgelerde onlarca yeraltı zindanında işbirlikçi kafirlerle birlikte zulmünü sürdürüyor
bu röportajı mutlaka okuyun Pakistandaki yeraltı zindanları
Allah'ım kardeşlerimizi kafirlerin ellerinden kurtar,onlara dayanma gücü ve sabır ver... kalplerine ve ruhlarına şifa ver...soğuk hücrelerde yalnızlıkla sıkışan kalplere ferahlık ver, melekleri onlara arkadaş kıl, zindanı onlara medrese kıl, şehadeti arzulayanlarını yanına kabul eyle...amin amin amin..
Eğer sizlere bana neler yapıldığını anlatsam, kalbiniz durur ve etiniz kemiğinizden ayrılırdı.
Amerika'nın en çok korktuğu kadın, Dr.afiyet Sıddıki
Şeyh Ömer Abdurrahmandan Ümmete Mektup
Emir Magas/Kaskasya
Rusya zindanları
Salih mirzabeyoğlu
Toronto06 Esirleri
 Guantanamo esirleri
 Suriye zindanları
 İsviçre-Mirsad bektasevic

27 Kasım 2011 Pazar

birleşmemiz gerekiyor


Birleşmemiz gerekiyor. Bizim için Afganistan’daki, Irak’taki ve Somali’deki bu az mücahit topluluğunda umut ışığı vardır.  Onlar ki Amerika ordusuna boyun eğdirdiler ve bu cihattan dolayı Amerika ekonomisinde düşüş yaşanıyor. Eğer bu mücahitler topluluğu Amerika’yı yenmede başarılı olursa, o zaman ümmetin durumu yükselir. Amerika ümmetle yüz yüze gelemez. Amerika bunu yapmada zayıftır, Amerika’nın hileleri zayıftır, örümceğin ağından bile daha ehvendir. Bu ümmetle yüz yüze gelemez. Sadece birleşmemiz lazım. Mücahit kardeşlerimizle birleşmemiz lazım. Onlara dil, el, mal ile yardım etmemiz lazım. Gücümüzün yettiğini sunmamız lazım. Bugün üzerimize bu vaciptir. Amerika İslam’a ve Müslümanlara hükmetmek istiyor. Allah (azze ve celle) dinini koruyacaktır. Allah (azze ve celle) bu mücahitlerin eliyle Amerika’yı yenecek. Allah’tan bu ecirden bize de bir nasip kılmasını diliyoruz.  şehid Enver el-evlaki
dönüp dolaşıp O'ndan kalanları okuyorum... o kadar güzel bir müslümandı ki...anam babam ölmüş kadar içim acıyor...Allah şehadetini kabul etsin inşallah

17 Kasım 2011 Perşembe

GÜLME SEVDASI ÜZERİNE BİRKAÇ KELİME

Artık önüne geçilmesi neredeyse mümkün olmayan sosyal ağlar ve paylaşım siteleri toplumun tüm kesimlerinde yoğun olarak kullanılmaya başlandı. Bu ortamlardan Müslümanlar da nasibini fazlasıyla aldılar ve almaktalar. Sosyal medya denen bu olgunun kitleleri sürükleme becerisi kimsenin inkar edemeyeceği kadar büyük bir gerçek. Maalesef bu sürüklenmenin nereye doğru olduğuysa Müslümanlar tarafından belirlenmemekte. Bir Müslüman olarak bu sistem içerisinde akıntıya kapılıp gidenlerden olmamak gerekir. Hatta akıntının tersine yüzmek bile yetmez; bizzat akıntının kendisi olmak şarttır.

Son yıllarda internet ortamı birçok yönden bizi, toplumun tüm kesimlerini yaralıyor.  Sosyal medya/paylaşım siteleri içinde bin bir çılgınlık barındırıyor. Bu yazı, bu bin bir türlü kendini kaybedişten sadece birini, bu ortamlarda dolaşan komedi malzemelerini konu alıyor. Maruz kaldığımız çeşitli görsel, işitsel, yazınsal kirliliklerin etraflıca incelemesini yapmayı başka bir zamana bırakalım ve acımıza geçelim:

Bir kafir, bir müşrik, bir ne olduğu bilinmez bizim kavramlarımızı komedi malzemesi olarak kullanıyor ve Müslüman olduğunu bildiğimiz gençlik bunlara gülüyor! Kullanılan yer, dalga geçilen kimse, ne ya da kim olursa olsun, onlar Allah'ın ayetlerini ağızlarına yalnızca alay etmek için alırlar* ve öyle de yapıyorlar. Bu tabloyu bu denli acıklı kılansa, İslami duyarlılığı olan insanların da bu çılgınlığa kapılıp gitmeleri.

Gülme sevdası öyle bir boyuta ulaştı ki insanların günleri geceleri komik bir şeyler paylaşmak, beğenmek, yaymak için harcanır oldu. Altı dakikalık bir videoysa “altı dakika boyunca gülmeniz garanti!” ,”gülmekten yerlere yatacaksınız”,”gülmekten gözünüzden yaşlar gelecek” gibi başlıklarla sunuluyor bu malzemeler. Bu çılgınlığa hayatı boyunca bir tek kahkaha atmamış bir Peygamberin(s.a.v.) “Kudüs işgal atındayken nasıl gülebilirim” diyen Selahaddin’lerin takipçileri olan biz  Müslümanların dahil olması kabul edilebilir bir şey değil.

Ve o mü'minler ki onlar, her lüzumsuz şeyden yüz çevirirler. Mü’minûn 3
Onlar orada ne boş bir lakırdı ne de yalan işitirler. Nebe 35

Boş lakırdı ve yalana maruz kalmak öyle bir şey ki cennette bunlardan beri kalınacağı müjdeleniyor. Boş lakırdıdan, lüzumsuz şeylerden, yalanlardan kurtulmak... Allah bunu müjdeliyor. Allah'ın müjdelediği bu ödülle ödüllendirilmek isteyen bir Müslüman dünyada bunları eliyle aramaz, aramamalı... Müslümanca yaşamak istiyorsak yalnızca bu ayetler bile konunun kapanması için yeterlidir ama bu sevdanın artık ne aşamada olduğuna da değinmemiz gerekiyor.

En son gördüğüm birkaç örnek üzerinden gideceğim.

12 Kasım 2011 Cumartesi

...Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar! Nisa 78 
Allah'ın düşmanlarıyla iç içe yaşamak... 
bu bildiğim yeryüzü değil... 
bu  keder...
gitmek.


30 Ekim 2011 Pazar

nur üstüne nur

"Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nu­runun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki do­ğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuş­turulur. O'nun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu) nûr üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir. Allah in­sanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah her şeyi bilir."nur 35 

Peygamber (s.a.v.) sabah namazında şöyle dua ederdi:
"Allah'ım! Kalbime, kabrime, kulağıma, gözü­me, saçlarıma, vücuduma, etlerime, kanıma, kemik­lerime, önüme, arkama, sağıma, soluma, üstüme, al­tıma nûr bahşet. Allah'ım! Bana nuru ziyade et ve nûr bağışla, bana nûr ver."amin.

28 Ekim 2011 Cuma

melekler kardeşlerimizdi

 Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!”
“Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var.” Fussilet (30-31-32)

http://kiwi6.com/file/w62t6wu6ym

Allah'ım mücahidlerin saflarından bedir'de uhud'da eksik etmediğin kardeşlerimizi bugün de yarın da eksik etme. amin

23 Ekim 2011 Pazar

...bu infiltre metodu (içine sızmak, kadrolaşmak) müslümanlara göre değildir. Müslüman gizlice içine sızarak, beraber çalışarak sonra da yıkacak bunun gibi işlere girmez. Müslümanın tarzı bu değil, bu metodu yahudiler ve munafıklar kullanıyor bizler değil. Dost veya düşman ne olursa olsun bizde açık yüreklilik ve samimiyet görecekler. Biz niyetlerimizi hiç kimseden gizlemeyiz, davetimizi sesli ve açık bir şekilde yaparız ‘sizin dininiz size bizim dinimiz de bize'.

Biz Amerika veya başka bir müslüman ülkenin yönetim sistemine sızmak istemiyoruz. Her yaşadıkları yerde, ister Endülüs ister Osmanlı hilafeti olsun veya ister bugün yaşadıkları batı devletlerinde olsun sistemin içine sızan yahudilerdir. Onların gizli gündemleri var bizimse yoktur. Yahudiler münafıklarla beraber Resulullahın hükümetine bile sızmaya kalkıştılar da Kuran onları ortaya çıkardı. Onlar dini akşam brakmak için gündüz kabul ediyorlardı. Allah aynı zamanda Kuran'da Yahudilerden duyduklarını söylemek için müslümanlarla oturan münafıklardan da haber veriyor.

Onun içindir ki, onların içine sızarak, onlardan biri gib görünerek sistemlerini çökertmek fikri İslama göre değildir. Bunu yapanlar müslüman özelliklerine sahib iseler o zaman bu işleri boşa çıkacak çünkü bu yöntem Müslümanlarda çalışmaz. Yok eğer bu yöntemi kullanarak başarı elde ettiklerini iddia ederlerse, bu durum kendilerinin yahudi ve münafıkların durumuna düştüklerinin delili olur.

Bununla bağlantılı başka bir noktaya temas etmek istiyorum. İslami terbiyeyle yetişmiş, İslami çevreden gelenler, siyasi sisteme dahil olduklarında nasıl da değiştiklerini, kurnazlaştıklarını ve birer kurt haline geldiklerini görebiliriz.

Nitekim Yemen'de tanıdığım bir islami siyasi hareket lideri bu sözlerimi teyid edercesine milletvekillerini kastederk ‘biz onları oraya kurtlar arasına birer kuzu olarak gönderdik ki bize geri dönünce iskeletlerine kadar etleri yenilmiş hale gelsinler' dedi.

Bunun canlı bir örneği olarak Sudan ve Türkiyeyi gösterebiliriz. İslami bir hareket olarak başlayan iktidar partileri, zamanla bu bozuk sistem içinde ötekilerden hiçbir farkları kalmadı.

Şehid Enver el-Evlaki

22 Ekim 2011 Cumartesi

bu bildiğim yeryüzü değil...

Allah, hükümleri ertelenen o üç kişinin de tevbelerini kabul etti. . Sonunda yeryüzü olanca genişliğine rağmen onlara dar geldi. Can sıkıntısından patlayacak gibi oldular, Allah'dân kaçmanın yine O'na sığınmaktan başka bir çıkar yolu olmadığını anladılar. Bunun üzerine Allah onların tevbelerini kabul etti ki, tevbe etsinler. Hiç kuşkusuz Allah tevbeleri kabul edicidir, merhametlidir.. Tevbe 118

Ka'b bin Malik anlatıyor…
...Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- Tebük seferine çıkmayanlar arasında mü'minlerin üçümüzle konuşmasını yasakladı. Halk bizden uzaklaşmaya başladı. Ya da "Bize yabancı gibi davranıyorlardı" demişti. Ben bile yeryüzünden sıkılmaya başlamıştım....Bu bildiğim yeryüzü değildi artık. Bu şekilde tam elli gece geçirdik. Diğer iki arkadaşıma gelince, çaresiz kalkıp evlerine çekilmişlerdi. Bense halk arasında güçlü kuvvetli biriydim. Halkın arasına çıkıyor, müslümanlarla birlikte namaz kılıyor, çarşılarda dolaşıyordum. Ama hiç kimse benimle konuşmuyordu. Namazdan sonra Peygamberimizin meclisinde oturur, ona selâm verirdim. Kendi kendime: "Acaba selâmımı almak için dudakları kıpırdadı mı yoksa kıpırdamadı mı?" derdim. Sonra ona yakın bir yerde namaz kılar göz ucuyla onu süzerdim. Ben namaza durunca bana bakardı, ama ben kendisine bakınca, bakışlarını kaçırırdı. Müslümanların boykot uygulaması gittikçe uzuyordu. O sırada amcamın oğlu ve herkesten çok sevdiğim Ebu Katade'nin bahçesine doğru yürüdüm ve selâm verdim. Fakat selâmımı almadı. Ben "Ey Ebu Katade, ben sana Allah'ın adıyla seslendim, Allah'ı ve peygamberini sevdiğimi bilir misin?" dedim. Ama o, sustu. Tekrar seslendim, yine sustu. Bir daha seslendim Allah ve peygamberi daha iyi bilir" dedi. Gözlerim doldu geri döndüm duvarı geçtim gittim..."


Ka'b büyük bir üzüntü içindeydi. Yeryüzü ona sevimli gelmiyor artık… bu bildiği yeryüzü değildir çünkü. Resulullah'ın dudaklarının hareketine ümit bağlamıştır. Göz ucuyla süzüyor peygamberi. Belki peygamber bir kerecik kendisine bakar diye. Bu, içindeki umudu canlı tutacaktır. Bu ağaçtan kopmadığı, bir yaprak gibi solup kurumadığı için teselli bulacaktır. 

"Sonunda yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar geldi. Can sıkıntısından patlayacak gibi oldular, Allah'dân kaçmanın yine O'na sığınmaktan başka bir çıkar yolu olmadığını anladılar."
Ne değeri var yeryüzünün, içinde yaşayanlar olmasa... Yeryüzü, üzerinde geçerli olan değerlerle bir anlam kazanır. Üzerinde yaşayanların arasındaki bağlar ve ilişkilerdir yeryüzünü değerli kılan. İfade, sanatsal güzelliğindeki gerçekliğin ötesinde pratik anlamı bakımından da gerçeği yansıtmaktadır. Ayetin sanatsal güzelliği şu seferden geri kalan üç kişiye dar gelen yeryüzünü öyle bir tasvir ediyor ki, yerin çevresi daralmaya kıtalar büzülmeye başlamış, bu üç kişi de orada sıkılmış kalmıştır adeta.
"Can sıkıntısından patlayacak gibi oldular."
Bedenleri bir kap gibi sıkıştırıyordu onları sanki. Hareket etmelerine imkân vermiyordu. Onları sıkıştırıyor nefes aldırmıyordu adeta:
"Allah'dan kaçmanın yine O'na sığınmaktan başka bir çıkar yolu olmadığını anladılar."
Hiç kimsenin Allah'dan başka sığınacak bir yeri yoktur. Göklerin ve yerin her tarafı onun kontrolündedir. Ne var ki bu gerçeğin böylesine sıkıntı verici bir atmosferde dile getirilmesi sahneye daha bir sıkıntı, karamsarlık ve daralma havası katıyor. Sıkıntıları gideren, insanları düzlüğe çıkaran Allah'a sığınmaktan başka kurtuluş yolu yoktur bu can sıkıntısından.
Ardından kurtuluş geliyor, düze çıkıyorlar...
"Bunun üzerine Allah onların tevbelerini kabul etti ki, tevbe etsinler. Hiç kuşkusuz Allah tevbeleri kabul edicidir, merhametlidir."

Bu özel günahdan dolayı ettikleri tevbeyi kabul etti ki, geçmişte istedikleri tüm günahlardan tevbe etsinler ve ilerde olabilecek her şeyde Allah'a tam ve eksiksiz dönsünler, ona sığınsınlar. Ka'b'ın sözü de bunu doğrulamaktadır. "Ey Allah'ın peygamberi tevbemin kabul olunmasına karşılık bütün malımı Allah ve peygamberine sadaka olarak vermeyi söz vermiştim" dedim. "Malının bir kısmını yanında bırak, bu senin için daha iyidir" dedi. "Kendim için Hayber savaşında payıma düşen ganimeti bırakıyorum" dedim ve şunları ekledim. "Ey Allah'ın peygamberi, Allah beni doğru söylediğim için kurtardı. Yaşadığım sürece doğru söylemekten vazgeçmeyeceğine dair söz verdim. Allah'a andolsun ki, Peygamberimize bunu söyledikten beri hiçbir müslümanın doğru konuşmakta, yüce Allah'a karşı benden daha iyi bir sınav verdiğini bilmiyorum. Allah'a andolsun ki, Peygamberimize bu sözü verdiğim günden bu yana asla yalan konuşmadım ve bundan sonra da yüce Allah'ın beni yalan konuşmaktan koruyacağını ümit ediyorum.
Fizilal'il Kur'an

yeryüzü mü'minlerle güzel... ve tabi peygamberimizle -Salat ve Selam peygamberimizin, ailesinin ve ashabının üzerine olsun.
acaba yaşasaydı yüzümüze bir kerecik bakar mıydı?...öylesine özledim ki... Allah'ım günahlarımızı bağışla... peygamberimizi görmeyi, bize gülümsemesini, selamımızı almasını bize nasib et. amin

20 Ekim 2011 Perşembe

dua


Allah’ım mustazaf mü’minleri koru!
Allah’ım Gazze’deki, Filistin’deki, Irak’taki, Somali’deki, Çeçenya’daki, Afganistan’daki ve dünyanın her yerindeki kardeşlerimizi koru.
Allah’ım onlara düşmanlarına karşı zafer nasip eyle!
Allah’ım onların hasta ve yaralılarına şifa ver, tutsaklarını kurtar, zayıflarına güç ver, açlarını doyur, çıplaklarını giydir!
Allah’ım onların saflarını birleştir, mermilerini isabet ettir, şehitlerin kabul et ve onları zalimlere karşı muzaffer kıl.
Kitabıyla yol gösteren, bulutları hareket ettiren, egemenleri yok eden Allah’ım. Onların düşmanlarını yok et!
Kitabıyla yol gösteren, bulutları hareket ettiren, egemenleri yok eden Allah’ım. Onların düşmanlarını yok et!
Ey Allah’ım! Onların düşmanlarını geri püskürt ve yaptıkları planları yok et! Planlarını kendi başlarına geçir!
Ey Allah’ım! Onlarla işbirliğine giren Tağutları ve ordularını, Yahudileri, Hristiyanları, Komünistleri ve müslüman maskesi takan işbirlikçi münafıkları da yok et!
Ey Allah’ım! Onların bayraklarını kaldırma ve hedeflerine ulaşmalarına izin verme! Ve onlara verdiğin musibetleri takipçilerine de bir işaret kıl!
Allah’ım onların saflarını ayrıştır!
Allah’ım onların hepsini yok et, onların hepsini tek bir tanesi kalmayıncaya dek öldür! Allah’ım onların canlarını Müslümanların elleriyle al!
Ey Allah’ım Tevhid bayrağını yükselt ve Şirk bayrağını devir!
Ey Allah’ım yeryüzünün otoritesini Müslümanların en hayırlısına ver, onların en şerlisine verme!
Ey Allah’ım bizleri akılsızlıklarımız yüzünden cezalandırma! Ey Allah’ım nefretinden ve öfkenden sana sığınırız. Ey Allah’ım bu ümmete rehberlik ederek onları şereflendirdiğin kullarının arasına ekle ve düşmanlarını da alçalttığın…İyiliği emrettiğin ve kötülüğü yasakladığın kitabını tam olarak rehber almamızı nasip et!

Salat ve Selam peygamberimizin, ailesinin ve ashabının üzerine olsun.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

her gün bir sayfa Kur'an YENİ SÖZ

her gün bir sayfa Kur'an'a başlayan herkes, okuduğu sayfadan sonra bir Fatiha'yla birlikte, ümmetin zulüm gören bütün mazlumları için, yetimler, mücahidler ve soğuk zindanlarda ciğerleri çürüyen esirler için duayı esirgemeyeceğine söz verir...

17 Ağustos 2011 Çarşamba

her gün bir sayfa Kur'an

Daha önce yüzlerce kişiyle aynı anda her gün bir sayfa Kur'an okumaya başlayıp, yüzlerce kişi hep beraber hatmetmiştik. Tekrar başlıyoruz kurallar şöyle;
-Herkes her gün en az bir sayfa okuyacak, böylelikle 604 gün boyunca devam eden okuma, alışkanlık kazanmamıza sebep olacak.
-Başlayanlar birbirine ve Allah'a özrü olmadıkça her gün eline Kur'an alacağına dair söz verecek.
-Eline Kur'an alıp bir sayfadan sonra bırakmak yerine doyamayan ayrı bir hatme başlar, ama hep beraber devam ettiğimiz sayfayı da mutlaka okur.
-Hem türkçe hem arapça okunur, arapça bilmeyenler mealinde okuyarak katılır. 

Ben elimden geldiğince hangi sayfada olduğumuzu bloglamaya çalışacağım böylelikle okuyamayıp geride kalan ya da yerini şaşıranlara kolaylık olacak, beraber bitirme esprisi sağlama alınmış olacak. Başlayan herkes tanıdıklarını da başlatırsa, katılım geçen sefer olduğu gibi katlanarak çoğalacaktır.

bugün fatiha suresi ve bakara ilk beş ayetle başlıyoruz kaldığımız yeri şu adresten takip edebilirsiniz her gün bir sayfa Kur'an

11 Ağustos 2011 Perşembe

intikam

ya Muntakim!

14 Temmuz 2011 Perşembe

3 Haziran 2011 Cuma

Sonra İbrahim yıldızlara bir göz attı...
"Ben, doğrusu hastayım" dedi.
(Saffat 88-89)

28 Mayıs 2011 Cumartesi

secde


...Onlar Rahman’ın âyetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı. (meryem/58)

20 Mayıs 2011 Cuma

2 Şubat 2011 Çarşamba

Darfur izlenimleri


Sudan'a ziyaretimden önce bu yazının konusunu referandum ve bölünme senaryoları ekseninde işlemeyi planlamıştım, ama şahit olduğum manzaralar planımdan biraz sapmama neden oldu. Değinilen her bir konu aslında ayrı bir inceleme yazısında ele alınabilecek yoğunlukta araştırma
konularıdır. Referandum ve bölünmenin ne anlama geldiğinden kısaca bahsedip, gözlemlerimi aktarırken anlattığım atmosferin oluşmasındaki nedenlere dair, oldukça yüzeysel, bölgesel bilgiler vererek, gezi izlenimleri modundan çıkmamaya gayret edeceğim.

30 Ocak 2011 Pazar

dirilişe selam

her şey bir rüzgara bakıyor abi
bakma esrar çekip mayıştıklarına
bir gün var ya bir gün bu mağribli çocuklar
bir gün yakacaklar paris'i
hakan albayrak






5 Ocak 2011 Çarşamba