24 Kasım 2013 Pazar

güzel insanlar


mü'minler...
Nijerya'da Rabbimiz Allah subhanehu ve teala'dır, bize yalnız O hükmeder diyen beş güzel insan. fotoğrafın çekildiği an ise tutuklanıp halka teşhir edildikleri bir basın toplantısı.

nijerya neresi mi? Nijerya denince benim aklıma 3 4 sene önce kayıt altına alınan şu görüntüler gelir ... ve Buruc suresi.

http://www.youtube.com/watch?v=tlpZr8IRUcY

bu yayının faydası nedir?
Dua dua dua. tabiki amele dökülecek bir gayretle dua.

3 Ekim 2013 Perşembe

acele edin


Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, Sana gelmekte acele ettim.”
 Tâhâ Suresi 84.ayet

21 Ağustos 2013 Çarşamba

kuşlar kimyeviden nasıl kaçarlar?

dün ofise camdan ufacık bir serçe girmişti, korkudan sağa sola kafasını çarparak çıkışı arıyordu, baktım ki  çıkayım derken kafasını vura vura ölecek. elime aldım, kalbi güp güp atıyordu, uçamaz belki etrafta kedi falan var mı diye bakıp pencere kenarına bıraktım. uçtu gitti... sonra dedim "Rabbena ma halagte hezâ batıle..". Rabbim sen bunları boşa yaratmadın,,, bir serçenin yaşamına devam etmesi, güp güp atan kalbinin korkudan emin olarak uçması insana güzel bir his veriyor...
...
..
.
bugün yüzlerce çocuk,
henüz sadece kuş kalbi kadar olan kalpleriyle
çırpınarak öldüler.
tıpkı dün ve evvelsi gün yüzlercesinin öldüğü gibi.
ve biz doğru düzgün ağlamayı bile beceremez olmuş, zillet içinde yaşamaya devam ediyoruz.

ey müslüman kardeşim, masum bebekler çırpınarak ölürken biz ne için ve nasıl yaşıyoruz?
Vallahi bunun hesabını çok zor vereceğiz,
Nasıl ki masum bebekler kimyeviden kaçamıyorlarsa o çetin azap gününde Allah'ın (svt)azabından kaçamayacağız.. görmedim duymadım ben yapmadım diyemeyeceğiz..
Vallahi Allah(cc) yolunda malımızla canımızla dilimizle gece gündüz demeden savaşmazsak bunun hesabını veremeyiz....

http://www.youtube.com/watch?v=2tQnQvYjNYQ#t=43

http://www.youtube.com/watch?v=vOjKn7WrcRU

https://www.youtube.com/watch?v=cO8_eZcZkNE

http://www.youtube.com/watch?v=X1InhXEnbkA







4 Mayıs 2013 Cumartesi

Enes İbn-i Malik şöyle der: “Sizin gözünüzde saç teli kadar değeri olmayan ameller işliyorsunuz.
Fakat biz bunları Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde helâka götürücü günahlardan sayardık.”

Küfrü inkar ve yalanlamayla sınırlandırma yanılgısı

Küfür türlerini bir tek türle sınırlamak hatadır. Küfrün birçok türleri vardır. İbn-i Teymiye Rahimehullah Mürcie’nin, “Küfür sadece tekzîbden (yalanlama) ibarettir. Çünkü iman -tekzîbin zıddı olan- tasdiktir” sözlerine cevap verirken şöyle der: “Küfür yalanlama ile sınırlandırılamaz. Şayet bir kimse, ‘ben senin doğru söylediğini biliyorum. Ancak sana tâbi olmuyorum, bilakis sana düşmanlık yapıyorum, sana buğz ediyorum ve muhalefet ediyorum’ dese, bu daha büyük bir küfürdür. Çünkü bilindiği gibi ne iman tasdikten, ne de küfür tekzibden ibarettir. Tam aksine küfür; tekzib olabildiği gibi, tekzib söz konusu olmaksızın sırf muhalefet ve düşmanlık da olabilir. Aynı şekilde iman hem tasdik, hem muvafakat, hem dostluk (muvâlât) ve hem boyun eğmedir. Sadece tasdik iman için yeterli değildir.”

İman için “tasdik” şart olduğuna göre, “tekzîb” küfrü imanın zıddıdır; iman için “boyun eğme” şart olduğuna göre, “büyüklenme” küfrü imanın zıddıdır; imanda “yakîn” şart olduğuna göre, “şek ve zan” küfrü imanın zıddıdır; iman için “Allah ve Rasulü’nün sevgisi” şart olduğuna göre, “buğz ve hased” küfrü
imanın zıddıdır. İşte tüm bu vacip ameller, imanın aslına giren kalp amellerindendir. Bunların karşıtları ise, küfre düşürücü kalbî amellerdir. İman bir tek şeyden ibaret olmadığı gibi, küfür de bir tek türden ibaret değildir. Tüm bu bilgilerden anlaşıldığına göre, küfrü tekzib ile sınırlandırmak hatadır.
                                                                Abdulkadir bin Abdulaziz -El-Câmi’ Fi Talebi İlmi’ş-Şerif

2 Mayıs 2013 Perşembe

29 Nisan 2013 Pazartesi

19 Nisan 2013 Cuma

Sabredenler

Selmân Farisi radıyallahu anh anlatıyor:
Müellefe-i Kulûbdan (kalpleri İslam'a ısındırılanlar), Üyeyne b. Hısn, Akra b. Hâbis ve arkadaşları, Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin huzuruna gelerek:
"- Ey Allah'ın Rasûlü, sen yine mescidin baş köşesinde otursan da -Selman, Ebû Zerr ve fakir müslümanları kasdederek-onları ve abalarının ağır kokularını bizden uzaklaştırırsan olmaz mı? Böyle olursa, o zaman seninle oturur, samimi olur ve senden istifade ederiz" dediler. -Zira bu Mü'minler'in üzerlerinde başka birşey bulunmayıp sadece yün kaftanlar bulunmaktaydı-
 Bunun üzerine şu ayetler indi:
"- Ey Muhammed! Sana vahyolunan Rabbinin kitabını oku: onun hükümlerini kimse değiştiremez. Ondan başka bir sığınacak da bulamazsın. Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek, ona yalvaranlarla beraber sen de sabret, dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Zikrimizden gafil kalan, arzusuna uyarak aşırı giden kimseye de tabi olma! De ki "Hak Din, Rabbinin katında gelendir" dileyen inansın, dileyen inkâr etsin, şüphesiz zalimler için kendilerini çepeçevre içine alacak bir ateş hazırlamışızdır." (Kehf, 27, 29)

Kafirleri ateşle tehdit eden bu ayetlerin inişinden sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, hemen ayağa kalkarak arkadaşlarını aramaya başladı. Nihayet, onları, mescidin bir köşesine çekilmiş, Allah'ı zikreder bir vaziyette bulunca: 
 - Ümmetimden bir güruhla birlikte sabretmemi bana emredinceye kadar beni öldürmeyen Allah'a şükürler olsun. Ölüm de dirim de sizlerle beraberdir, buyurdu. (Hilye, 1/345) 

Dün annemle okuyorduk, bu hadise gelince boğazımız düğümlendi....Onların bir köşeye çekilmiş garip garip Allah'ı zikretmeleri o kadar acıklı geldi ki, sanki mescidin bir köşesinde Onları görür gibi oldum.  Daha sonra bunun üzerine düşününce Afrika'da gördüğüm camiler ve mescidde bir köşe başında Kur'an okuyan, tesbih çeken garipler gözümün önüne geldi... Mali'deki medresetuzikrullah, Darfur'daki yetimhanenin mescidi ve tek parça elbiseleriyle çocuklar... Fe Tûba Li Gûraba



 

6 Nisan 2013 Cumartesi

Elhamdulillah


Mali'deki mücahidler hakkında fransız komutanların sözleri...
 
"Gerçek askerlere karşı savaşıyoruz. Strateji geliştiriyor ve pusu kuruyorlar"
"Cihadcılar geri çekilmeden savaşıyor. Ölmek için oradalar"

"Her bir savaşçı patlayıcı kemer takıyor, beraberlerinde yemek ve Kur'an getirip, ölümüne savaşıyorlar"





Vallahi bu mücahidler bana Bedir ehlini hatırlatıyor....


Enes (r.a.) hadisinde Rasulullah (s.a.v.) Bedir gü­nü şöyle dedi:"Genişliği yer ile gök arası kadar olan Cennete kalkı­nız."Umeyr b. Himam şöyle dedi:"Ya Rasulallah! Genişliği yer ile gök arası kadar olan Cennet mi?""Evet" dedi."Vay vay" dedi. Rasulullah (s.a.v.):"Vay vay demene sebep ne?" dedi. Adam:"Hayır ya Rasulullah! Başka bir sebep yok. Sadece oranın eh­linden olmayı ümid etmemdir" dedi. Rasulullah (s.a.v.):"Sen oranın ehiindensin" buyurdu. Torbasından biraz hurma çıkarmış yiyordu. Sonra şöyle dedi:"Bu hurmalarımı yemek için mi yaratıldım. Bu çok uzun bir hayat" sonra elindeki hurmaları fırlattı ve düş­manla ölünceye kadar savaştı.[68]Müslim rivayet etmiştir.


Mali'deki müslümanları gözlerimle gördüm, takvalarına şahid oldum, Somali'de müslümanları gördüm. Nasıl ki Türkiye'de fahşa kokusunu alıyorsam, Vallahi Somali'de havadaki İslam kokusunu aldım. 

Allah'a hamd olsun Allah yolunda ölmeyi dünyadaki herşeyden daha çok arzulayan mücahidler varlar ve bu uğurda savaşıyorlar. Afrika önemli,çok önemli  





"Ya Rasulallah! Ben siyah bir adamım. Koltuk altlarım kokar ve malım yoktur. Eğer ben şunlarla ölünceye kadar sa­vaşırsam ben neredeyim?" Rasulullah (s.a.v.):"Cennette" buyurdu. Adam öldürülünceye kadar sa­vaştı. Öldürülünce Rasulullah'a (s.a.v.) getirildi. Rasulullah (s.a.v.):"Allah yüzünü beyazlattı, kokunu güzelleştirdi ve malını çoğalttı" buyurdu.

Haydi durmayın "...Elinizden geleni yapın! kuşkusuz biz de yapacağız"Hud 121. İstediğiniz tuzakları kurun "...Allah da tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.Âli İmrân 54
  "Allah, Cennet karşılığında müminlerden mallarını ve canlarını satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar, öldürür ve öldürülürler. Bu, Allah'ın Tevrat, İncil ve Kur'an'da onlara vadettiği bir haktır... Sözünde durmak için Allah'tan daha iyi kim olabilir? İşte ey müminler! Yaptığınız bu alışveriş ile müjdelenin, sevinin. Çünkü en büyük kazanç budur." tevbe 111

nefsini Allah’a (svt) satan bir Müslüman’ın önünde, satılmış olanı satın alana teslim etmekten başka bir seçenek yoktur. Müşteri satılanı aldığında ona istediğini yapar, onu istediği yere koyar, hatta isterse zindana bile koyar. İsterse ona en güzel elbiseyi giydirir, isterse onu sadece avret yerlerini örtecek şekilde çıplak bırakır. İsterse onu zengin, isterse de muhtaç fakir yapar. İster onu asıp idam eder ya da düşmanını ona musallat ederek onu öldürtürüp cesedine işkence yaptırır. Bize düşen sadece cenneti umarak emaneti teslim etmek,onu nasıl kabul edeceğiniyse yalnız Allah(svt) bilir. Karşında en güzel müşteri var haydi çıkar pazara varını yoğunu....malımızsa malımız, sözümüzse sözümüz, canımızsa canımız....

27 Mart 2013 Çarşamba

teselli

Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar.(En'am 33)

Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.(Duha 3)

Öyle güzel. Öyle güçlü.




21 Mart 2013 Perşembe

uyuyabiliyor muyuz?

"Mü’minlerin birbirine karşı sevgisi, merhameti ve iyi muamelesinin misali, aynı vücut gibidir. Şayet vücutda bir uzva zarar gelirse bütün vücut etkilenir ve buna ateşle, uykusuzlukla karşılık verir." (Müslim, Buhari-Edeb’il Müfred, Ahmed)

23 Ocak 2013 Çarşamba

defolu müslümanlar

Peygamberimiz (sav) çocuğunu eğitmesi için Ebu Cehil'e teslim eder miydi? 

Günümüzde tağutun eğitim sistemine çocuklarını emanet etmeyenleri gerici, yobaz, vakıadan habersizlikle suçlayanlar sadece laikler değil...Hatta neslini korumaya çalışan bu kimseleri dillerine dolayanlar, demokrasiyle sorunu kalmayan sapkın cemaatlerle de sınırlı değil... Tevhid ehli olduğunu iddia eden ve islami çalışmalar yürütmeyi, daveti şiar edinmiş cemaatler, yapılanmalar bile neresinden tutsan elinde kalan, başta ulusalcılık olmak üzere binbir tane putu çocukların beynine işleyen bu kurumlara çocuklarını göndermeyenleri eleştiriyor, topa tutuyorlar. Ben kendi kardeşlerimle bile bu konuyu tartışırken zorlanıyorum... geçen gün ablama çocuklarına nasıl kıydığı konusunda içim acıyarak dil dökerken "biz de oradan çıkmadık mı?" dedi. evet dedim biz de bilmem kim de, şu da, bu da, herkes oradan çıktı ve halimize bak... gerçekten bu halimizi beğeniyor musun? binbir telkinle o fabrikadan çıktık, tağutun putun şirkin haramın ne olduğunu öğreten bir ailenin geri beslemeleriyle güya korunarak çıktık... ve halimize bak. hepimiz defoluyuz.

Allah (svt) kelimesinin yücelmesi adına, bu din adına ne yapıyoruz... gecemizi gündüzümüze katıyor muyuz, yastığa başımızı koyduğumuzda uyumamız kaç dakikamızı alıyor? Davasız, dertsiz, eylemsiz ama uykusunu almış olarak uyanıyoruz...En çok korunan bile defolu olarak çıkıyor... kalbinde binbir tane hastalığın tohumu ekilmiş olarak çıkıyor...hasta bir kalp, fitnelerin övülmesine alışmış, kulakları müstehcen sözler dinlemeye alışmış, gözleri çirkinlikleri görmeye alışmış... hak ile batılı ayırt edemeyen istikrarsız bir kalp...bu kalp ne Allah(cc) için buğz etmeyi bilir ne de Allah'ın(cc) düşmanlarından uzak kalmayı...


Yapma, bari biz yapmayalım, davetini önce ailene götür, yani neslini koruyarak başla işe, islam devletini önce evinde kur ki islami toplum da kurulabilsin...Kimisi diyor ki ama Bedir'de müşrik esirler müslümanlara okuma yazma öğretmedi mi ? Yuh olsun size, senin kontrolünde olan bir müşrikten, keyfiyeti belli olan bir eğitimi almakla, tamamı batıl olan bir müfredatı, batıl bir atmosferde 10 12 sene beyinlere işlemeyi nasıl kıyaslarsınız...Kimisi de ,rızkı diplomaya bağlıyarak rızık korkusunu dile getiriyor, Rezzak olanın Allah (svt) olduğunu inkar edercesine...Diplomayı ve tahsili rızık verici kabul ederek bir şirkin kapısını aralıyor adeta... Bir başkası meydanı kafirlere mi bırakılım diyor da meydanda amaçsız, davasız, ölülerden farksız gezen nesilleri görmüyor... Daha birçok sözle, şüphelerle bulandırıyorlar kafaları, bence söyledikleri tek bir cümlenin bile cevap vermeye değecek tutarlı bir yönü yok....Nasıl olsun ki, unutmamalıyız ki farz olan ilim Kur'an ve Sünneti yani dinini öğrenmektir...Çocuk farz olan ilmi öğrenememiş, hayatına tatbik edememişse ne hayır gelir ki elde ettiği ilimden... Bence çocuğunu bu sistemin okuluna göndermek demek, o çocuğu budist tapınağına ya da bir kiliseye teslim etmekten çok daha tehlikeli bir şey.

Allah'ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı, beyinsizlere vermeyin, kendilerini bunların geliriyle rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. Nisa Suresi 5.ayet

Allah'u teala sefihlere mallarınızı teslim etmeyin diyor... Bizler mallarımızın kontrolünü bile ehil olmayana vermeme konusunda uyarılıyorken, malımızdan çok daha önce sorumluluğumuzda olan çocuklarımızı kafirlere teslim etmeyi nasıl düşünebiliriz. Bunu ne akıl ne de nakil kabul eder. (Dikkat edin çocuklarımızı sefihlere de değil, düşmanlarımıza teslim ediyoruz. Sefih olan belki de hayırlı bir harcamada bulunabilir ya da en fazla malını çarçur eder ama düşmanın onu sadece sana, yani dinine düşmanlıkta harcayacaktır.)

Şüphesiz ki inkâr edenler mallarını, (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek acısı olacak ve en sonunda mağlûp olacaklardır. Kâfirlikte ısrar edenler ise cehenneme toplanacaklardır. Enfal Suresi 36.ayet




16 Ocak 2013 Çarşamba

AKP HÜKÜMETİ'NİN YENİ FÜTUHATI


                                                                                              Mehmet Emin AKIN 
AKP Hükümeti hükümet olduğu günden bu güne hep ABD’nin ve işgal devletlerinin yanında yer aldı.
 Yarım ağız ABD’yi eleştirme onun Afganistan’da akan kanın ve Suriye’de akan kanın sorumlularından olması gerçeğini değiştirmiyor.

Irak’ta milyonlarca insan (Müslüman) katledildi. Türkiye halkının bunun karşısında kılı kıpırdamadı.  

Türkiye’de sokakta bir kedi öldürülseydi Medya bunu Türkiye’nin gündeminden düşürmezdi.  

Irakta Müslümanlar köpeklerden daha aşağı bir tarzda öldürüldüler, namusları ve ırzlarına Şiî savaşçılar ve Nato askerleri tarafından ilişildiği halde bizdeki çok Müslüman hiçbir cemaatın kılı kıpırdamadı.  

Irakta insanlar gaz fırınlarında yakıldı. 800 bin Filistinli evlerinden atıldılar ve sahralarda çadırlarda yaşadılar. Binlercesinin öldürüldükten sonra organları alınıp satıldı. Filistinlilere karşı ve diğer Sünni şehirlerinde fosfor silahları kullanıldı. Biz ise orada sanki hiç bir şey olmamışçasına katliamları seyrettik. Acımasızca..  

"Tezkere"yi Meclisten geçirmemişti AKP Hükümeti ama, ABD, İngiltere ve Nato'nun her istediği oluyordu. Nato'nun her isteği olmamış olsaydı, acaba Patriotlar Türkiye'ye konuşlandırılır mıydı? 

Irakta ABD'ne hiyanet eden bir Türkiye'ye bu kıyak yaplmazdı herhalde! 

Umumen Irak’taki Nato, ABD ve İngiltere katliamını ve soykırımı ve orada İslam âlemine düşman olacak bir aptal Şiî devleti kurmak için yüzyıllarca insan neslinin sağlığını bozacak kimyasal silahlar kullandı. Sesimiz çıkmadı. Müslümanları katleden bu kâfirler karşı AKP Müslümanların birlik olup savaşmalarından söz etmedi edemez ki zaten ama Mali’de kanımızın dökülmesi için dün Cezayir’de ve Çanakkale’de kanımızı döken ve ülkemizi işgal eden Fransa’ya yeşil ışık yakıyor.  

Hangi Fransa'ya? Maraşı ve Adana'yı İşgal eden Fransa'ya , Antakya'yı işgal eden ve Çanakkale'de bizi yok etmeye gelen Fransa'ya.. Bu,kalıbımız Fransanın yanında olmasa da kalbimizle onun yanında mali'deki MÜSLÜMANLARA karşı savaşmak demek değil midir? 

Bugün destek verdiğiniz Fransa  belki yarın sizden asker isteyecektir. Bugün destek verdiğiniz ABD bir yeni işgalde sizden asker isteyecektir. Buna hayır diyecek gücünüz ve iradeniz mi var? 

9 Ocak 2013 Çarşamba

cennetin rüzgarı

dibimizden...saçlarımızın arasından,,,parmaklarımızdan... hafif bir rüzgar da değil bu ...öyle güçlü öyle derin.... dört bir yandan cennetin rüzgarı esiyor... Allah'ım bu esintiden bizi de nasiplendir...amin.