12 Şubat 2014 Çarşamba

Ya Abidel Harameyn

ya abidel harameyn
Abdullah bin Mubarek... Etbau tabiin'in mücahid alimi..
Fudayl bin İyad O da ibadetiyle ünlenmiş dönemin Abidi... Zamanının çoğunu Harameyn'de (herhangi bir yerdeki namazın 1000 katı daha faziletli olan yerlerde) ibadetle geçiren bir abid...

Muhammed b. İbrahim b. Ebi Sekine'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:

''Abdullah b. Mubarek ile birlikte Tarsus'taki geçitte nöbetçiydik.Hacca gitmek istedim.Ve o zaman Fudayl b. Iyad Mescid-i Haram'da Kabe'de itikafta idi.Abdullah b. Mubarek şu beyitleri bana yazdırıp Fudayl b. Iyad'a gönderdi:

Ey Harameynin abidi, eğer bizleri görseydin,
Şüphesiz ibadetle oyalandığını bilirdin.
Kimilerinin gözleri gözyaşlarıyla dolarken,
Bizim boğazlarımız kanlarımızla boyanır.
Bazılarının atı batılda yorulurken,
Bizim atlarımız günün sabahında yorulurlar.
Miskin kokusu sizin,
Atlarımızın tırnaklarının tozu ve dumanı olan bizim kokumuzda bize...
Şüphesiz Nebimizin sözü bize ulaşmıştır.
Ki doğru sözdür, onda hiçbir yalan yoktur.
“Allah yolunda savaşan atların sıçrattığı tozlar, bir kişinin burnunda. Cehennem ateşinin dumanıyla birleşmez.”
Aramızda konuşan bu Allah'ın kitabıdır,
Şehid ölü değildir, bu yalanlanamaz.
“Allah yolunda şehîd olanlara “Ölülerdir” demeyiniz. Hakikatte onlar diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.” (Bakara sûresi: 154)

Muhammed b. İbrahim der ki:''Fudayl ile karşılaşınca mektubu ona verdiğimde iki gözü de yaşlı olarak şöyle dedi:

''Ebu Abdurrahman doğru söylemiş.Bana nasihatte bulundu.''
(İmam Zehebi/Siyer A'lam en-Nübela:8/412)

ne ibadet halinde ne de cenk halindeyiz, ne işe yararız peki.
hiç.


14 Ocak 2014 Salı

zubeyr ve mücahit


hayatımda gördüğüm en güzel iki yüz. 

biri Kafkasya'da
düş-tü
diğeri Şam'da....
Allah'ın dini için
düştüler.
Allah'ım kabul et.

24 Kasım 2013 Pazar

güzel insanlar


mü'minler...
Nijerya'da Rabbimiz Allah subhanehu ve teala'dır, bize yalnız O hükmeder diyen beş güzel insan. fotoğrafın çekildiği an ise tutuklanıp halka teşhir edildikleri bir basın toplantısı.

nijerya neresi mi? Nijerya denince benim aklıma 3 4 sene önce kayıt altına alınan şu görüntüler gelir ... ve Buruc suresi.

http://www.youtube.com/watch?v=tlpZr8IRUcY

bu yayının faydası nedir?
Dua dua dua. tabiki amele dökülecek bir gayretle dua.

3 Ekim 2013 Perşembe

acele edin


Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, Sana gelmekte acele ettim.”
 Tâhâ Suresi 84.ayet

21 Ağustos 2013 Çarşamba

kuşlar kimyeviden nasıl kaçarlar?

dün ofise camdan ufacık bir serçe girmişti, korkudan sağa sola kafasını çarparak çıkışı arıyordu, baktım ki  çıkayım derken kafasını vura vura ölecek. elime aldım, kalbi güp güp atıyordu, uçamaz belki etrafta kedi falan var mı diye bakıp pencere kenarına bıraktım. uçtu gitti... sonra dedim "Rabbena ma halagte hezâ batıle..". Rabbim sen bunları boşa yaratmadın,,, bir serçenin yaşamına devam etmesi, güp güp atan kalbinin korkudan emin olarak uçması insana güzel bir his veriyor...
...
..
.
bugün yüzlerce çocuk,
henüz sadece kuş kalbi kadar olan kalpleriyle
çırpınarak öldüler.
tıpkı dün ve evvelsi gün yüzlercesinin öldüğü gibi.
ve biz doğru düzgün ağlamayı bile beceremez olmuş, zillet içinde yaşamaya devam ediyoruz.

ey müslüman kardeşim, masum bebekler çırpınarak ölürken biz ne için ve nasıl yaşıyoruz?
Vallahi bunun hesabını çok zor vereceğiz,
Nasıl ki masum bebekler kimyeviden kaçamıyorlarsa o çetin azap gününde Allah'ın (svt)azabından kaçamayacağız.. görmedim duymadım ben yapmadım diyemeyeceğiz..
Vallahi Allah(cc) yolunda malımızla canımızla dilimizle gece gündüz demeden savaşmazsak bunun hesabını veremeyiz....

http://www.youtube.com/watch?v=2tQnQvYjNYQ#t=43

http://www.youtube.com/watch?v=vOjKn7WrcRU

https://www.youtube.com/watch?v=cO8_eZcZkNE

http://www.youtube.com/watch?v=X1InhXEnbkA







4 Mayıs 2013 Cumartesi

Enes İbn-i Malik şöyle der: “Sizin gözünüzde saç teli kadar değeri olmayan ameller işliyorsunuz.
Fakat biz bunları Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde helâka götürücü günahlardan sayardık.”

Küfrü inkar ve yalanlamayla sınırlandırma yanılgısı

Küfür türlerini bir tek türle sınırlamak hatadır. Küfrün birçok türleri vardır. İbn-i Teymiye Rahimehullah Mürcie’nin, “Küfür sadece tekzîbden (yalanlama) ibarettir. Çünkü iman -tekzîbin zıddı olan- tasdiktir” sözlerine cevap verirken şöyle der: “Küfür yalanlama ile sınırlandırılamaz. Şayet bir kimse, ‘ben senin doğru söylediğini biliyorum. Ancak sana tâbi olmuyorum, bilakis sana düşmanlık yapıyorum, sana buğz ediyorum ve muhalefet ediyorum’ dese, bu daha büyük bir küfürdür. Çünkü bilindiği gibi ne iman tasdikten, ne de küfür tekzibden ibarettir. Tam aksine küfür; tekzib olabildiği gibi, tekzib söz konusu olmaksızın sırf muhalefet ve düşmanlık da olabilir. Aynı şekilde iman hem tasdik, hem muvafakat, hem dostluk (muvâlât) ve hem boyun eğmedir. Sadece tasdik iman için yeterli değildir.”

İman için “tasdik” şart olduğuna göre, “tekzîb” küfrü imanın zıddıdır; iman için “boyun eğme” şart olduğuna göre, “büyüklenme” küfrü imanın zıddıdır; imanda “yakîn” şart olduğuna göre, “şek ve zan” küfrü imanın zıddıdır; iman için “Allah ve Rasulü’nün sevgisi” şart olduğuna göre, “buğz ve hased” küfrü
imanın zıddıdır. İşte tüm bu vacip ameller, imanın aslına giren kalp amellerindendir. Bunların karşıtları ise, küfre düşürücü kalbî amellerdir. İman bir tek şeyden ibaret olmadığı gibi, küfür de bir tek türden ibaret değildir. Tüm bu bilgilerden anlaşıldığına göre, küfrü tekzib ile sınırlandırmak hatadır.
                                                                Abdulkadir bin Abdulaziz -El-Câmi’ Fi Talebi İlmi’ş-Şerif

2 Mayıs 2013 Perşembe

Usame bir adamdı

http://www.youtube.com/watch?v=8G0aJm-sJx4

Allah (svt) şehadetini kabul etsin...

29 Nisan 2013 Pazartesi

19 Nisan 2013 Cuma

Sabredenler

Selmân Farisi radıyallahu anh anlatıyor:
Müellefe-i Kulûbdan (kalpleri İslam'a ısındırılanlar), Üyeyne b. Hısn, Akra b. Hâbis ve arkadaşları, Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin huzuruna gelerek:
"- Ey Allah'ın Rasûlü, sen yine mescidin baş köşesinde otursan da -Selman, Ebû Zerr ve fakir müslümanları kasdederek-onları ve abalarının ağır kokularını bizden uzaklaştırırsan olmaz mı? Böyle olursa, o zaman seninle oturur, samimi olur ve senden istifade ederiz" dediler. -Zira bu Mü'minler'in üzerlerinde başka birşey bulunmayıp sadece yün kaftanlar bulunmaktaydı-
 Bunun üzerine şu ayetler indi:
"- Ey Muhammed! Sana vahyolunan Rabbinin kitabını oku: onun hükümlerini kimse değiştiremez. Ondan başka bir sığınacak da bulamazsın. Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek, ona yalvaranlarla beraber sen de sabret, dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Zikrimizden gafil kalan, arzusuna uyarak aşırı giden kimseye de tabi olma! De ki "Hak Din, Rabbinin katında gelendir" dileyen inansın, dileyen inkâr etsin, şüphesiz zalimler için kendilerini çepeçevre içine alacak bir ateş hazırlamışızdır." (Kehf, 27, 29)

Kafirleri ateşle tehdit eden bu ayetlerin inişinden sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, hemen ayağa kalkarak arkadaşlarını aramaya başladı. Nihayet, onları, mescidin bir köşesine çekilmiş, Allah'ı zikreder bir vaziyette bulunca: 
 - Ümmetimden bir güruhla birlikte sabretmemi bana emredinceye kadar beni öldürmeyen Allah'a şükürler olsun. Ölüm de dirim de sizlerle beraberdir, buyurdu. (Hilye, 1/345) 

Dün annemle okuyorduk, bu hadise gelince boğazımız düğümlendi....Onların bir köşeye çekilmiş garip garip Allah'ı zikretmeleri o kadar acıklı geldi ki, sanki mescidin bir köşesinde Onları görür gibi oldum.  Daha sonra bunun üzerine düşününce Afrika'da gördüğüm camiler ve mescidde bir köşe başında Kur'an okuyan, tesbih çeken garipler gözümün önüne geldi... Mali'deki medresetuzikrullah, Darfur'daki yetimhanenin mescidi ve tek parça elbiseleriyle çocuklar... Fe Tûba Li Gûraba