14 Ocak 2014 Salı
24 Kasım 2013 Pazar
güzel insanlar
mü'minler...
Nijerya'da Rabbimiz Allah subhanehu ve teala'dır, bize yalnız O hükmeder diyen beş güzel insan. fotoğrafın çekildiği an ise tutuklanıp halka teşhir edildikleri bir basın toplantısı.
nijerya neresi mi? Nijerya denince benim aklıma 3 4 sene önce kayıt altına alınan şu görüntüler gelir ... ve Buruc suresi.
http://www.youtube.com/watch?v=tlpZr8IRUcY
bu yayının faydası nedir?
Dua dua dua. tabiki amele dökülecek bir gayretle dua.
3 Ekim 2013 Perşembe
acele edin
Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, Sana gelmekte acele ettim.”
Tâhâ Suresi 84.ayet
21 Ağustos 2013 Çarşamba
kuşlar kimyeviden nasıl kaçarlar?
dün ofise camdan ufacık bir serçe girmişti, korkudan sağa sola kafasını çarparak çıkışı arıyordu, baktım ki çıkayım derken kafasını vura vura ölecek. elime aldım, kalbi güp güp atıyordu, uçamaz belki etrafta kedi falan var mı diye bakıp pencere kenarına bıraktım. uçtu gitti... sonra dedim "Rabbena ma halagte hezâ batıle..". Rabbim sen bunları boşa yaratmadın,,, bir serçenin yaşamına devam etmesi, güp güp atan kalbinin korkudan emin olarak uçması insana güzel bir his veriyor...
...
..
.
bugün yüzlerce çocuk,
henüz sadece kuş kalbi kadar olan kalpleriyle
çırpınarak öldüler.
tıpkı dün ve evvelsi gün yüzlercesinin öldüğü gibi.
ve biz doğru düzgün ağlamayı bile beceremez olmuş, zillet içinde yaşamaya devam ediyoruz.
ey müslüman kardeşim, masum bebekler çırpınarak ölürken biz ne için ve nasıl yaşıyoruz?
Vallahi bunun hesabını çok zor vereceğiz,
Nasıl ki masum bebekler kimyeviden kaçamıyorlarsa o çetin azap gününde Allah'ın (svt)azabından kaçamayacağız.. görmedim duymadım ben yapmadım diyemeyeceğiz..
Vallahi Allah(cc) yolunda malımızla canımızla dilimizle gece gündüz demeden savaşmazsak bunun hesabını veremeyiz....
http://www.youtube.com/watch?v=2tQnQvYjNYQ#t=43
http://www.youtube.com/watch?v=vOjKn7WrcRU
https://www.youtube.com/watch?v=cO8_eZcZkNE
http://www.youtube.com/watch?v=X1InhXEnbkA
...
..
.
bugün yüzlerce çocuk,
henüz sadece kuş kalbi kadar olan kalpleriyle
çırpınarak öldüler.
tıpkı dün ve evvelsi gün yüzlercesinin öldüğü gibi.
ve biz doğru düzgün ağlamayı bile beceremez olmuş, zillet içinde yaşamaya devam ediyoruz.
ey müslüman kardeşim, masum bebekler çırpınarak ölürken biz ne için ve nasıl yaşıyoruz?
Vallahi bunun hesabını çok zor vereceğiz,
Nasıl ki masum bebekler kimyeviden kaçamıyorlarsa o çetin azap gününde Allah'ın (svt)azabından kaçamayacağız.. görmedim duymadım ben yapmadım diyemeyeceğiz..
Vallahi Allah(cc) yolunda malımızla canımızla dilimizle gece gündüz demeden savaşmazsak bunun hesabını veremeyiz....
http://www.youtube.com/watch?v=2tQnQvYjNYQ#t=43
http://www.youtube.com/watch?v=vOjKn7WrcRU
https://www.youtube.com/watch?v=cO8_eZcZkNE
http://www.youtube.com/watch?v=X1InhXEnbkA
4 Mayıs 2013 Cumartesi
Küfrü inkar ve yalanlamayla sınırlandırma yanılgısı
Küfür türlerini bir tek türle sınırlamak hatadır. Küfrün birçok türleri vardır. İbn-i Teymiye Rahimehullah Mürcie’nin, “Küfür sadece tekzîbden (yalanlama) ibarettir. Çünkü iman -tekzîbin zıddı olan- tasdiktir” sözlerine cevap verirken şöyle der: “Küfür yalanlama ile sınırlandırılamaz. Şayet bir kimse, ‘ben senin doğru söylediğini biliyorum. Ancak sana tâbi olmuyorum, bilakis sana düşmanlık yapıyorum, sana buğz ediyorum ve muhalefet ediyorum’ dese, bu daha büyük bir küfürdür. Çünkü bilindiği gibi ne iman tasdikten, ne de küfür tekzibden ibarettir. Tam aksine küfür; tekzib olabildiği gibi, tekzib söz konusu olmaksızın sırf muhalefet ve düşmanlık da olabilir. Aynı şekilde iman hem tasdik, hem muvafakat, hem dostluk (muvâlât) ve hem boyun eğmedir. Sadece tasdik iman için yeterli değildir.”
İman için “tasdik” şart olduğuna göre, “tekzîb” küfrü imanın zıddıdır; iman için “boyun eğme” şart olduğuna göre, “büyüklenme” küfrü imanın zıddıdır; imanda “yakîn” şart olduğuna göre, “şek ve zan” küfrü imanın zıddıdır; iman için “Allah ve Rasulü’nün sevgisi” şart olduğuna göre, “buğz ve hased” küfrü
imanın zıddıdır. İşte tüm bu vacip ameller, imanın aslına giren kalp amellerindendir. Bunların karşıtları ise, küfre düşürücü kalbî amellerdir. İman bir tek şeyden ibaret olmadığı gibi, küfür de bir tek türden ibaret değildir. Tüm bu bilgilerden anlaşıldığına göre, küfrü tekzib ile sınırlandırmak hatadır.
Abdulkadir bin Abdulaziz -El-Câmi’ Fi Talebi İlmi’ş-Şerif
İman için “tasdik” şart olduğuna göre, “tekzîb” küfrü imanın zıddıdır; iman için “boyun eğme” şart olduğuna göre, “büyüklenme” küfrü imanın zıddıdır; imanda “yakîn” şart olduğuna göre, “şek ve zan” küfrü imanın zıddıdır; iman için “Allah ve Rasulü’nün sevgisi” şart olduğuna göre, “buğz ve hased” küfrü
imanın zıddıdır. İşte tüm bu vacip ameller, imanın aslına giren kalp amellerindendir. Bunların karşıtları ise, küfre düşürücü kalbî amellerdir. İman bir tek şeyden ibaret olmadığı gibi, küfür de bir tek türden ibaret değildir. Tüm bu bilgilerden anlaşıldığına göre, küfrü tekzib ile sınırlandırmak hatadır.
Abdulkadir bin Abdulaziz -El-Câmi’ Fi Talebi İlmi’ş-Şerif
Etiketler:
Abdulkadir bin Abdulaziz,
El-Câmi’ Fi Talebi İlmi’ş-Şerif,
iman,
küfür
2 Mayıs 2013 Perşembe
29 Nisan 2013 Pazartesi
Ve Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez
...Ve Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez... müddessir 31. ayet
http://www.timeturk.com/tr/2013/04/28/afganistan-da-50-abd-helikopteri-tahrip-oldu.html
http://www.timeturk.com/tr/2013/04/28/afganistan-da-50-abd-helikopteri-tahrip-oldu.html
19 Nisan 2013 Cuma
Sabredenler
Selmân Farisi radıyallahu anh anlatıyor:
Müellefe-i Kulûbdan (kalpleri İslam'a ısındırılanlar), Üyeyne b. Hısn, Akra b. Hâbis ve arkadaşları, Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin huzuruna gelerek:
"- Ey Allah'ın Rasûlü, sen yine mescidin baş köşesinde otursan da -Selman, Ebû Zerr ve fakir müslümanları kasdederek-onları ve abalarının ağır kokularını bizden uzaklaştırırsan olmaz mı? Böyle olursa, o zaman seninle oturur, samimi olur ve senden istifade ederiz" dediler. -Zira bu Mü'minler'in üzerlerinde başka birşey bulunmayıp sadece yün kaftanlar bulunmaktaydı-
Bunun üzerine şu ayetler indi:
"- Ey Muhammed! Sana vahyolunan Rabbinin kitabını oku: onun hükümlerini kimse değiştiremez. Ondan başka bir sığınacak da bulamazsın. Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek, ona yalvaranlarla beraber sen de sabret, dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Zikrimizden gafil kalan, arzusuna uyarak aşırı giden kimseye de tabi olma! De ki "Hak Din, Rabbinin katında gelendir" dileyen inansın, dileyen inkâr etsin, şüphesiz zalimler için kendilerini çepeçevre içine alacak bir ateş hazırlamışızdır." (Kehf, 27, 29)
Kafirleri ateşle tehdit eden bu ayetlerin inişinden sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, hemen ayağa kalkarak arkadaşlarını aramaya başladı. Nihayet, onları, mescidin bir köşesine çekilmiş, Allah'ı zikreder bir vaziyette bulunca:
- Ümmetimden bir güruhla birlikte sabretmemi bana emredinceye kadar beni öldürmeyen Allah'a şükürler olsun. Ölüm de dirim de sizlerle beraberdir, buyurdu. (Hilye, 1/345)
Dün annemle okuyorduk, bu hadise gelince boğazımız düğümlendi....Onların bir köşeye çekilmiş garip garip Allah'ı zikretmeleri o kadar acıklı geldi ki, sanki mescidin bir köşesinde Onları görür gibi oldum. Daha sonra bunun üzerine düşününce Afrika'da gördüğüm camiler ve mescidde bir köşe başında Kur'an okuyan, tesbih çeken garipler gözümün önüne geldi... Mali'deki medresetuzikrullah, Darfur'daki yetimhanenin mescidi ve tek parça elbiseleriyle çocuklar... Fe Tûba Li Gûraba
Müellefe-i Kulûbdan (kalpleri İslam'a ısındırılanlar), Üyeyne b. Hısn, Akra b. Hâbis ve arkadaşları, Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin huzuruna gelerek:
"- Ey Allah'ın Rasûlü, sen yine mescidin baş köşesinde otursan da -Selman, Ebû Zerr ve fakir müslümanları kasdederek-onları ve abalarının ağır kokularını bizden uzaklaştırırsan olmaz mı? Böyle olursa, o zaman seninle oturur, samimi olur ve senden istifade ederiz" dediler. -Zira bu Mü'minler'in üzerlerinde başka birşey bulunmayıp sadece yün kaftanlar bulunmaktaydı-
Bunun üzerine şu ayetler indi:
"- Ey Muhammed! Sana vahyolunan Rabbinin kitabını oku: onun hükümlerini kimse değiştiremez. Ondan başka bir sığınacak da bulamazsın. Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek, ona yalvaranlarla beraber sen de sabret, dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Zikrimizden gafil kalan, arzusuna uyarak aşırı giden kimseye de tabi olma! De ki "Hak Din, Rabbinin katında gelendir" dileyen inansın, dileyen inkâr etsin, şüphesiz zalimler için kendilerini çepeçevre içine alacak bir ateş hazırlamışızdır." (Kehf, 27, 29)
Kafirleri ateşle tehdit eden bu ayetlerin inişinden sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, hemen ayağa kalkarak arkadaşlarını aramaya başladı. Nihayet, onları, mescidin bir köşesine çekilmiş, Allah'ı zikreder bir vaziyette bulunca:
- Ümmetimden bir güruhla birlikte sabretmemi bana emredinceye kadar beni öldürmeyen Allah'a şükürler olsun. Ölüm de dirim de sizlerle beraberdir, buyurdu. (Hilye, 1/345)
Dün annemle okuyorduk, bu hadise gelince boğazımız düğümlendi....Onların bir köşeye çekilmiş garip garip Allah'ı zikretmeleri o kadar acıklı geldi ki, sanki mescidin bir köşesinde Onları görür gibi oldum. Daha sonra bunun üzerine düşününce Afrika'da gördüğüm camiler ve mescidde bir köşe başında Kur'an okuyan, tesbih çeken garipler gözümün önüne geldi... Mali'deki medresetuzikrullah, Darfur'daki yetimhanenin mescidi ve tek parça elbiseleriyle çocuklar... Fe Tûba Li Gûraba
Etiketler:
afrika,
ashabı suffe,
darfur,
garipler,
kehf,
mali,
sabredenler,
somali,
zikir
6 Nisan 2013 Cumartesi
Elhamdulillah
Mali'deki mücahidler hakkında fransız komutanların sözleri...
"Gerçek askerlere karşı savaşıyoruz. Strateji geliştiriyor ve pusu kuruyorlar"
"Cihadcılar geri çekilmeden savaşıyor. Ölmek için oradalar"
"Her bir savaşçı patlayıcı kemer takıyor, beraberlerinde yemek ve Kur'an getirip, ölümüne savaşıyorlar"
Vallahi bu mücahidler bana Bedir ehlini hatırlatıyor....
Enes (r.a.) hadisinde Rasulullah (s.a.v.) Bedir günü şöyle dedi:"Genişliği yer ile gök arası kadar olan Cennete kalkınız."Umeyr b. Himam şöyle dedi:"Ya Rasulallah! Genişliği yer ile gök arası kadar olan Cennet mi?""Evet" dedi."Vay vay" dedi. Rasulullah (s.a.v.):"Vay vay demene sebep ne?" dedi. Adam:"Hayır ya Rasulullah! Başka bir sebep yok. Sadece oranın ehlinden olmayı ümid etmemdir" dedi. Rasulullah (s.a.v.):"Sen oranın ehiindensin" buyurdu. Torbasından biraz hurma çıkarmış yiyordu. Sonra şöyle dedi:"Bu hurmalarımı yemek için mi yaratıldım. Bu çok uzun bir hayat" sonra elindeki hurmaları fırlattı ve düşmanla ölünceye kadar savaştı.[68]Müslim rivayet etmiştir.
Mali'deki müslümanları gözlerimle gördüm, takvalarına şahid oldum, Somali'de müslümanları gördüm. Nasıl ki Türkiye'de fahşa kokusunu alıyorsam, Vallahi Somali'de havadaki İslam kokusunu aldım.
Allah'a hamd olsun Allah yolunda ölmeyi dünyadaki herşeyden daha çok arzulayan mücahidler varlar ve bu uğurda savaşıyorlar. Afrika önemli,çok önemli
"Ya Rasulallah! Ben siyah bir adamım. Koltuk altlarım kokar ve malım yoktur. Eğer ben şunlarla ölünceye kadar savaşırsam ben neredeyim?" Rasulullah (s.a.v.):"Cennette" buyurdu. Adam öldürülünceye kadar savaştı. Öldürülünce Rasulullah'a (s.a.v.) getirildi. Rasulullah (s.a.v.):"Allah yüzünü beyazlattı, kokunu güzelleştirdi ve malını çoğalttı" buyurdu.
Haydi durmayın "...Elinizden geleni yapın! kuşkusuz biz de yapacağız"Hud 121. İstediğiniz tuzakları kurun "...Allah da tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.Âli İmrân 54
"Allah, Cennet karşılığında müminlerden mallarını ve canlarını satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar, öldürür ve öldürülürler. Bu, Allah'ın Tevrat, İncil ve Kur'an'da onlara vadettiği bir haktır... Sözünde durmak için Allah'tan daha iyi kim olabilir? İşte ey müminler! Yaptığınız bu alışveriş ile müjdelenin, sevinin. Çünkü en büyük kazanç budur." tevbe 111
nefsini Allah’a (svt) satan bir Müslüman’ın önünde, satılmış olanı satın alana teslim etmekten başka bir seçenek yoktur. Müşteri satılanı aldığında ona istediğini yapar, onu istediği yere koyar, hatta isterse zindana bile koyar. İsterse ona en güzel elbiseyi giydirir, isterse onu sadece avret yerlerini örtecek şekilde çıplak bırakır. İsterse onu zengin, isterse de muhtaç fakir yapar. İster onu asıp idam eder ya da düşmanını ona musallat ederek onu öldürtürüp cesedine işkence yaptırır. Bize düşen sadece cenneti umarak emaneti teslim etmek,onu nasıl kabul edeceğiniyse yalnız Allah(svt) bilir. Karşında en güzel müşteri var haydi çıkar pazara varını yoğunu....malımızsa malımız, sözümüzse sözümüz, canımızsa canımız....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




.jpg)








