23 Ekim 2015 Cuma

ey müslümanlar cennetten mi kaçıyorsunuz?

Öyle bir şey yap ki ismin bile sadaka cariye olsun Rabbinin rızası cennetin özlemi artsın..


RASULULLAH  (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Cennet üç kişiyi özler. Ali, Ammar ve Selman" (Tirmizi, Menâkıb, 34)..


Cihad, cennetin bir kapısıdır, kim bu kapıdan yüz çeviirirse, ALLAH teala ona aşağılanma ve rezil olma gömleğini giydirir. Hüsran ve zillet artık onun sıfatı olur. HZ.ALİ R.A.

“Şaşılır şu kimseye ki, dünyâya hırsla sarılır, ama ölüm onu aramaktadır. Unutmuş ama unutulmuş değildir. Güler, ama bilmez ki, Rabbi ondan râzı mıdır, yoksa değil midir?” hz.Selman


Abdullah b. Ömer (R.A.) anlatıyor: “Yemame gününde Ammar b. Yasir’i gördüm; bir taşın üstüne çıkmıştı ve yüksek sesle haykırıyordu: ‘Ey Müslümanlar! Cennet’ten mi kaçıyorsunuz? Bana doğru gelin, yanıma gelin! Ben Ammar b. Yasir’im; bana gelin!’ Kulağı kesilmişti ve yanağından aşağıya sarkarak bir öteye bir beriye vurarak sallanıyordu. Buna karşılık o, var gücü ile savaşıyordu.”


Ey müslümanlar cennetten mi kaçıyorsunuz?





17 Eylül 2015 Perşembe

ey insan! Seni engin kerem sahibi Rabbine, karşı aldatan nedir?

وَإِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْ
عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ
Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman
Herkes yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek
 İnfitar suresi 4-5

Yaptığımız şeyler yani iyi kötü herşey ..

Yapmadığımız şeyler? 

Sadece kılmadığımız namaz tutmadığımız oruç mu bize bildirilecek olan?

Hayır Wallahi hayır.

kaybolmuş bir nesil
elinden tutmadığımız bir yetim
kıyıya vuran bir çocuk
zindanlarda ciğerleri çürüyen bir esir
İncitilmiş bir Rasul (sav)
yerler altına alınmış bir din için yapmadıklarımız.


يَا أَيُّهَا الْإِنسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ

 Ey insan! Seni engin kerem sahibi Rabbine, karşı aldatan nedir?
 infitar suresi 6

 

5 Eylül 2015 Cumartesi

ama ben

Çünkü dokuzyüz milyon müslüman rüyalarını hatırlamadan
 Uyanmıştır.

21 Ocak 2015 Çarşamba

namazını ihmal eden birine açık mektup


Namazla ilgili sana annemden bahsedeyim. Annem ben ankaraya vardığımda on beş gündür yataktan kalkamıyordu. Doğrulamıyordu bile, beli ve bacağına birden bişey olmuştu. O zamana kadar ağır aksak lavaboya gider abdestini en güzel şekilde alırdı, sonra artık yatağında bir taşla teyemmüm ediyordu. Yattığı yerde hafif doğrulup kıbleye yöneliyordu. Hele biraz daha iyice olduğu daha önceki zamanlarda -ki o iyilik dediğim haller çoğu insanın sabır gösteremeyeceği korkunç ağrılarla birlikte azıcık nefes alabilmesi şeklinde iyiliklerdi- imayla kılabileceği halde zorlanarak da olsa secdesini yapmaya özen gösteriyordu.

يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ

خَاشِعَةً أَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۖ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ

Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar(ve buna yanaşmıyorlar)dı. Kalem Suresi 42 -43


Ben bazen çok yorgun olurum, ağrım filan olur, oturarak kılmak isterim. Annem gelir aklıma, yapamam. Annem daha üç beş ay öncesine kadar ayakta kılardı namazı. En azından ayakta başlar sonradan kalkamayınca oturarak devam ederdi. En ağrılı zamanlarında dahi namaz aklındaydı. Son zamanlarında kılarken uyuyakalırdı. Tamamladım mı diye bize sorardı ve biz evet anne tamamladın, Allah kabul etsin derdik.

Bir de bir ara hiç yemek yememişti ve bilinci gitmişti. Rüyada gibiydi. Yemek istemiyordu. Zorla besledik, kendine geldi ve o zaman ona dedik ki;anneciğim bak yemek yemeyince aklın gitmişti, rüyada gibiydin ve namazını bilemiyordun, yapma böyle. Vallahi o halinde,sırf namazını kılabilmek için yemek yemeye öyle bir zorluyordu ki kendini,, şimdi çok mu baskı yaptık garibime, içi almıyordu bıraksa mıydık diye üzüldüğüm oluyor. Ah canım annem. Ah benim gül annem...

O günlerde namazını kardeşime emanet etti. Ben uyuyup kalırsam, bilemezsem namazım sana emanet, vebali sana dedi. Kardeşim kimi zaman elinde okunmuş zemzem/yağmur suyu karışımı bir fıs fısla kimi zaman bir teyemmüm taşıyla aldırırdı abdestini. Dili dönmediği zamanlarda başında otururdum, kardeşlerim, babam cemaat olurdu, ben kendimizin okuduğu rekatları sesli okuyarak telkin ederdim ki rükuları secdeleri tahiyyatı takip etsin, uyumasın.... Daha sonra hastaneye kaldırdık. uzun süre yoğun bakımda kaldı, konuşamıyor ama gözleriyle yalvarıyordu, namazını özlüyordu... Rabbine kavuşmayı. Ah annem ah. Vallahi biz şahidiz dünyadaki bu hallerine,

En son işte bembeyaz gelinlik kadar güzel yakışmış kefen içinde gördük yüzünü. Alnı parlıyordu, bir kağıt kadar beyaz yüzünde aylardır çektiği acıların zerre izi yoktu. Dudaklarında hafif bir pembelik vardı, sakin, dingin, gülümsüyordu. Şimdi berzahta meleklerle uçuyor ve çok mutlu inşAllah.

Allah rahmet etsin, kabri nur, mekanı cennet olsun. Amin, vel hamdulillahi rabbil alemin. Üzerinde parlayan yüzü dışında dünya süsünden tek bir şey götürmeyen annemin ruhuna bir fatiha okur, namazına daha da sarılırsan sadakai cariye olarak amel defterine ekler inşallah Allah azze ve Celle 

29 Aralık 2014 Pazartesi

Did we just kill a kid?

Drone insansız hava aracı kotrol odasında chat ekranında geçen bir konuşma...
Bryant saw a flash on the screen: the explosion. Parts of the building collapsed. The child had disappeared. Bryant had a sick feeling in his stomach.

“Did we just kill a kid?”

“Yeah, I guess that was a kid,”

“Was that a kid?” they wrote into a chat window on the monitor.

Then, someone they didn’t know answered, someone sitting in a military command center somewhere in the world who had observed their attack. “No. That was a dog,” the person wrote.

They reviewed the scene on video. A dog on two legs?
Bryant ekranında ışık görür,bir patlama. ardından çöken bina. ve çocuk gözden kaybolur. Bryant karnında bir ağrıyla;

"Şimdi biz sadece bir çocuğu mu öldürdük?" 

"Evet, sanırım bir çocuktu"

"O bir çocuk muydu?"

sonra kim olduğunu bilmedikleri, dünyanın herhangi bir yerindeki askeri kumanda üssünde oturarak saldırıyı izleyen başka birisi:

"Hayır,sadece bir köpekti..."

Afganistan,Somali,Irak,Suriye,Yemen,Filistin,Kafkasya..Ateş her yerde.

Biz. Neredeyiz?

Drone pilotları joysticklerle çocuklarımızı öldürüp akşam kendi çocuklarını,
belki biraz karın ağrısıyla,,,
sevmeye gidiyorlar...

Ve biz karnımızda bu ağrıyı belki de sadece tıka basa yedikten sonra duyuyoruz.

4 Ağustos 2014 Pazartesi

masal

bir zamanlar resimdeki gibi bir masalım vardı,sevimliydi. masal çağındaki çocuklarımız ölürken masalların sevimli olması içimi yaktığı için artık yazmıyorum.kalemi sadece cihada teşvik için oynatma kararı aldım. çocuklar hala ölüyor ve ben kalem oynatmayla yetinmenin zilleti içerisindeyim.

31 Mart 2014 Pazartesi

Kur'anla Şifa ve Bera

Selamun aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh

İbnul kayyim rahimehullah şöyle buyudu : Kur'an her hastalık için şifadır , kalp hastalıkları olsun bedensel hastalık olsun, fakat herkese kur'anla tedavi olmak nasip olmaz. Eğer hasta kişi Kur'ana inanır,güvenir ve faydasına iman ederse hiçbir hastalık ona karşı duramaz. Yerin ve göğün rabbi olan Allahın sözlerine hangi hastalık karşı gelebilir? O sözler öyle sözler ki dağın üzerine inseler onu paramparça ederler !

"Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır." İSRA SURESİ 82 AYET


bir süredir Kur'anla şifa yani "Rukye-i Şer'iyye" ilmi ile ilgileniyorum, bu süre zarfında Allah'ın nasip etmesiyle şahit olduğum birkaç şeyi anmam lazım.
Acılar içinde kıvranan bir hasta 2  ya da 3 ayetle Allah'ın izniyle ağrıdan eser kalmayarak bebekler gibi uyumaya başladı.bu ağrı kesici özelliğine defalarca şahit oldum....
Bakara Suresi, ihya ve şifa Ayetleriyle uygulanan bir Rukye ile kemik metastası olan bir hastanın kanseri, Allah'ın izniyle geriledi.(hastada lösemi tehlikesi olduğunu söyleyenler vardı)
3 4 haftadır doktorların hiçbir teşhis koyamadığı konuşamayan bir hasta Allah'ın yardımı ve nasip etmesiyle 2. seansta dili çözüldü ve konuşmaya başladı. 

Kur'an bir mucize...bu mucizeye böyle bir açıdan şahit olmamı nasip ettiğin için sana şükürler olsun Rabbim. 

Modern Tıbbın tedavi diye sizi zehirlemesine izin vermeden önce Allah'ın kitabına başvurun.
tabi ki önce O'nu hakkıyla tevhid ederek....(Tıbbı tamamen reddetmek Rasulullah'ın sav sünnetiyle çelişir kastım gerçekten zehirleme demek olan tedavilerdir)

Başımıza bir musibet geldiğinde Allah'ı dini yalnız Ona has kılarak birler ve başka konularda Kur'an'ı arkamıza atarsak nankörlük etmiş oluruz.

Allah'ım insanların çoğunun Sana ortak koşarak iman ettiği şu zamanda Senin kitabına iman etmeyi bize nasip ettiğin, Tevhidle bizleri onurlandırdığın için ne kadar şükretsek azdır.

Dün milyonlarca putperest insan bu ülkede demokrasi mabedlerine gidip putlarına yiyecek sunup onlara secde ederken, bize yalnız Sana secde etmeyi nasip ettiğin için şükürler olsun.

Allah'ım bize Senin dinin için öfkelenmeyi ve sevgimizi yalnız Sana ve müminlere tahsis etmeyi nasip ettiğin için şükürler olsun.

Allah'ın Senin rızan için bu putperest halktan beraatimi haykırıyorum...

“Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda ebedi bir düşmanlık ve nefret belirmiştir”
mümtehine suresi 4

12 Şubat 2014 Çarşamba

Ya Abidel Harameyn

ya abidel harameyn
Abdullah bin Mubarek... Etbau tabiin'in mücahid alimi..
Fudayl bin İyad O da ibadetiyle ünlenmiş dönemin Abidi... Zamanının çoğunu Harameyn'de (herhangi bir yerdeki namazın 1000 katı daha faziletli olan yerlerde) ibadetle geçiren bir abid...

Muhammed b. İbrahim b. Ebi Sekine'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:

''Abdullah b. Mubarek ile birlikte Tarsus'taki geçitte nöbetçiydik.Hacca gitmek istedim.Ve o zaman Fudayl b. Iyad Mescid-i Haram'da Kabe'de itikafta idi.Abdullah b. Mubarek şu beyitleri bana yazdırıp Fudayl b. Iyad'a gönderdi:

Ey Harameynin abidi, eğer bizleri görseydin,
Şüphesiz ibadetle oyalandığını bilirdin.
Kimilerinin gözleri gözyaşlarıyla dolarken,
Bizim boğazlarımız kanlarımızla boyanır.
Bazılarının atı batılda yorulurken,
Bizim atlarımız günün sabahında yorulurlar.
Miskin kokusu sizin,
Atlarımızın tırnaklarının tozu ve dumanı olan bizim kokumuzda bize...
Şüphesiz Nebimizin sözü bize ulaşmıştır.
Ki doğru sözdür, onda hiçbir yalan yoktur.
“Allah yolunda savaşan atların sıçrattığı tozlar, bir kişinin burnunda. Cehennem ateşinin dumanıyla birleşmez.”
Aramızda konuşan bu Allah'ın kitabıdır,
Şehid ölü değildir, bu yalanlanamaz.
“Allah yolunda şehîd olanlara “Ölülerdir” demeyiniz. Hakikatte onlar diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.” (Bakara sûresi: 154)

Muhammed b. İbrahim der ki:''Fudayl ile karşılaşınca mektubu ona verdiğimde iki gözü de yaşlı olarak şöyle dedi:

''Ebu Abdurrahman doğru söylemiş.Bana nasihatte bulundu.''
(İmam Zehebi/Siyer A'lam en-Nübela:8/412)

ne ibadet halinde ne de cenk halindeyiz, ne işe yararız peki.
hiç.


14 Ocak 2014 Salı

zubeyr ve mücahit


hayatımda gördüğüm en güzel iki yüz. 

biri Kafkasya'da
düş-tü
diğeri Şam'da....
Allah'ın dini için
düştüler.
Allah'ım kabul et.

24 Kasım 2013 Pazar

güzel insanlar


mü'minler...
Nijerya'da Rabbimiz Allah subhanehu ve teala'dır, bize yalnız O hükmeder diyen beş güzel insan. fotoğrafın çekildiği an ise tutuklanıp halka teşhir edildikleri bir basın toplantısı.

nijerya neresi mi? Nijerya denince benim aklıma 3 4 sene önce kayıt altına alınan şu görüntüler gelir ... ve Buruc suresi.

http://www.youtube.com/watch?v=tlpZr8IRUcY

bu yayının faydası nedir?
Dua dua dua. tabiki amele dökülecek bir gayretle dua.

3 Ekim 2013 Perşembe

acele edin


Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, Sana gelmekte acele ettim.”
 Tâhâ Suresi 84.ayet

21 Ağustos 2013 Çarşamba

kuşlar kimyeviden nasıl kaçarlar?

dün ofise camdan ufacık bir serçe girmişti, korkudan sağa sola kafasını çarparak çıkışı arıyordu, baktım ki  çıkayım derken kafasını vura vura ölecek. elime aldım, kalbi güp güp atıyordu, uçamaz belki etrafta kedi falan var mı diye bakıp pencere kenarına bıraktım. uçtu gitti... sonra dedim "Rabbena ma halagte hezâ batıle..". Rabbim sen bunları boşa yaratmadın,,, bir serçenin yaşamına devam etmesi, güp güp atan kalbinin korkudan emin olarak uçması insana güzel bir his veriyor...
...
..
.
bugün yüzlerce çocuk,
henüz sadece kuş kalbi kadar olan kalpleriyle
çırpınarak öldüler.
tıpkı dün ve evvelsi gün yüzlercesinin öldüğü gibi.
ve biz doğru düzgün ağlamayı bile beceremez olmuş, zillet içinde yaşamaya devam ediyoruz.

ey müslüman kardeşim, masum bebekler çırpınarak ölürken biz ne için ve nasıl yaşıyoruz?
Vallahi bunun hesabını çok zor vereceğiz,
Nasıl ki masum bebekler kimyeviden kaçamıyorlarsa o çetin azap gününde Allah'ın (svt)azabından kaçamayacağız.. görmedim duymadım ben yapmadım diyemeyeceğiz..
Vallahi Allah(cc) yolunda malımızla canımızla dilimizle gece gündüz demeden savaşmazsak bunun hesabını veremeyiz....

http://www.youtube.com/watch?v=2tQnQvYjNYQ#t=43

http://www.youtube.com/watch?v=vOjKn7WrcRU

https://www.youtube.com/watch?v=cO8_eZcZkNE

http://www.youtube.com/watch?v=X1InhXEnbkA







4 Mayıs 2013 Cumartesi

Enes İbn-i Malik şöyle der: “Sizin gözünüzde saç teli kadar değeri olmayan ameller işliyorsunuz.
Fakat biz bunları Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde helâka götürücü günahlardan sayardık.”

Küfrü inkar ve yalanlamayla sınırlandırma yanılgısı

Küfür türlerini bir tek türle sınırlamak hatadır. Küfrün birçok türleri vardır. İbn-i Teymiye Rahimehullah Mürcie’nin, “Küfür sadece tekzîbden (yalanlama) ibarettir. Çünkü iman -tekzîbin zıddı olan- tasdiktir” sözlerine cevap verirken şöyle der: “Küfür yalanlama ile sınırlandırılamaz. Şayet bir kimse, ‘ben senin doğru söylediğini biliyorum. Ancak sana tâbi olmuyorum, bilakis sana düşmanlık yapıyorum, sana buğz ediyorum ve muhalefet ediyorum’ dese, bu daha büyük bir küfürdür. Çünkü bilindiği gibi ne iman tasdikten, ne de küfür tekzibden ibarettir. Tam aksine küfür; tekzib olabildiği gibi, tekzib söz konusu olmaksızın sırf muhalefet ve düşmanlık da olabilir. Aynı şekilde iman hem tasdik, hem muvafakat, hem dostluk (muvâlât) ve hem boyun eğmedir. Sadece tasdik iman için yeterli değildir.”

İman için “tasdik” şart olduğuna göre, “tekzîb” küfrü imanın zıddıdır; iman için “boyun eğme” şart olduğuna göre, “büyüklenme” küfrü imanın zıddıdır; imanda “yakîn” şart olduğuna göre, “şek ve zan” küfrü imanın zıddıdır; iman için “Allah ve Rasulü’nün sevgisi” şart olduğuna göre, “buğz ve hased” küfrü
imanın zıddıdır. İşte tüm bu vacip ameller, imanın aslına giren kalp amellerindendir. Bunların karşıtları ise, küfre düşürücü kalbî amellerdir. İman bir tek şeyden ibaret olmadığı gibi, küfür de bir tek türden ibaret değildir. Tüm bu bilgilerden anlaşıldığına göre, küfrü tekzib ile sınırlandırmak hatadır.
                                                                Abdulkadir bin Abdulaziz -El-Câmi’ Fi Talebi İlmi’ş-Şerif

2 Mayıs 2013 Perşembe

Usame bir adamdı

http://www.youtube.com/watch?v=8G0aJm-sJx4

Allah (svt) şehadetini kabul etsin...

29 Nisan 2013 Pazartesi

19 Nisan 2013 Cuma

Sabredenler

Selmân Farisi radıyallahu anh anlatıyor:
Müellefe-i Kulûbdan (kalpleri İslam'a ısındırılanlar), Üyeyne b. Hısn, Akra b. Hâbis ve arkadaşları, Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin huzuruna gelerek:
"- Ey Allah'ın Rasûlü, sen yine mescidin baş köşesinde otursan da -Selman, Ebû Zerr ve fakir müslümanları kasdederek-onları ve abalarının ağır kokularını bizden uzaklaştırırsan olmaz mı? Böyle olursa, o zaman seninle oturur, samimi olur ve senden istifade ederiz" dediler. -Zira bu Mü'minler'in üzerlerinde başka birşey bulunmayıp sadece yün kaftanlar bulunmaktaydı-
 Bunun üzerine şu ayetler indi:
"- Ey Muhammed! Sana vahyolunan Rabbinin kitabını oku: onun hükümlerini kimse değiştiremez. Ondan başka bir sığınacak da bulamazsın. Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek, ona yalvaranlarla beraber sen de sabret, dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Zikrimizden gafil kalan, arzusuna uyarak aşırı giden kimseye de tabi olma! De ki "Hak Din, Rabbinin katında gelendir" dileyen inansın, dileyen inkâr etsin, şüphesiz zalimler için kendilerini çepeçevre içine alacak bir ateş hazırlamışızdır." (Kehf, 27, 29)

Kafirleri ateşle tehdit eden bu ayetlerin inişinden sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, hemen ayağa kalkarak arkadaşlarını aramaya başladı. Nihayet, onları, mescidin bir köşesine çekilmiş, Allah'ı zikreder bir vaziyette bulunca: 
 - Ümmetimden bir güruhla birlikte sabretmemi bana emredinceye kadar beni öldürmeyen Allah'a şükürler olsun. Ölüm de dirim de sizlerle beraberdir, buyurdu. (Hilye, 1/345) 

Dün annemle okuyorduk, bu hadise gelince boğazımız düğümlendi....Onların bir köşeye çekilmiş garip garip Allah'ı zikretmeleri o kadar acıklı geldi ki, sanki mescidin bir köşesinde Onları görür gibi oldum.  Daha sonra bunun üzerine düşününce Afrika'da gördüğüm camiler ve mescidde bir köşe başında Kur'an okuyan, tesbih çeken garipler gözümün önüne geldi... Mali'deki medresetuzikrullah, Darfur'daki yetimhanenin mescidi ve tek parça elbiseleriyle çocuklar... Fe Tûba Li Gûraba



 

6 Nisan 2013 Cumartesi

Elhamdulillah


Mali'deki mücahidler hakkında fransız komutanların sözleri...
 
"Gerçek askerlere karşı savaşıyoruz. Strateji geliştiriyor ve pusu kuruyorlar"
"Cihadcılar geri çekilmeden savaşıyor. Ölmek için oradalar"

"Her bir savaşçı patlayıcı kemer takıyor, beraberlerinde yemek ve Kur'an getirip, ölümüne savaşıyorlar"





Vallahi bu mücahidler bana Bedir ehlini hatırlatıyor....


Enes (r.a.) hadisinde Rasulullah (s.a.v.) Bedir gü­nü şöyle dedi:"Genişliği yer ile gök arası kadar olan Cennete kalkı­nız."Umeyr b. Himam şöyle dedi:"Ya Rasulallah! Genişliği yer ile gök arası kadar olan Cennet mi?""Evet" dedi."Vay vay" dedi. Rasulullah (s.a.v.):"Vay vay demene sebep ne?" dedi. Adam:"Hayır ya Rasulullah! Başka bir sebep yok. Sadece oranın eh­linden olmayı ümid etmemdir" dedi. Rasulullah (s.a.v.):"Sen oranın ehiindensin" buyurdu. Torbasından biraz hurma çıkarmış yiyordu. Sonra şöyle dedi:"Bu hurmalarımı yemek için mi yaratıldım. Bu çok uzun bir hayat" sonra elindeki hurmaları fırlattı ve düş­manla ölünceye kadar savaştı.[68]Müslim rivayet etmiştir.


Mali'deki müslümanları gözlerimle gördüm, takvalarına şahid oldum, Somali'de müslümanları gördüm. Nasıl ki Türkiye'de fahşa kokusunu alıyorsam, Vallahi Somali'de havadaki İslam kokusunu aldım. 

Allah'a hamd olsun Allah yolunda ölmeyi dünyadaki herşeyden daha çok arzulayan mücahidler varlar ve bu uğurda savaşıyorlar. Afrika önemli,çok önemli  





"Ya Rasulallah! Ben siyah bir adamım. Koltuk altlarım kokar ve malım yoktur. Eğer ben şunlarla ölünceye kadar sa­vaşırsam ben neredeyim?" Rasulullah (s.a.v.):"Cennette" buyurdu. Adam öldürülünceye kadar sa­vaştı. Öldürülünce Rasulullah'a (s.a.v.) getirildi. Rasulullah (s.a.v.):"Allah yüzünü beyazlattı, kokunu güzelleştirdi ve malını çoğalttı" buyurdu.

Haydi durmayın "...Elinizden geleni yapın! kuşkusuz biz de yapacağız"Hud 121. İstediğiniz tuzakları kurun "...Allah da tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.Âli İmrân 54
  "Allah, Cennet karşılığında müminlerden mallarını ve canlarını satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar, öldürür ve öldürülürler. Bu, Allah'ın Tevrat, İncil ve Kur'an'da onlara vadettiği bir haktır... Sözünde durmak için Allah'tan daha iyi kim olabilir? İşte ey müminler! Yaptığınız bu alışveriş ile müjdelenin, sevinin. Çünkü en büyük kazanç budur." tevbe 111

nefsini Allah’a (svt) satan bir Müslüman’ın önünde, satılmış olanı satın alana teslim etmekten başka bir seçenek yoktur. Müşteri satılanı aldığında ona istediğini yapar, onu istediği yere koyar, hatta isterse zindana bile koyar. İsterse ona en güzel elbiseyi giydirir, isterse onu sadece avret yerlerini örtecek şekilde çıplak bırakır. İsterse onu zengin, isterse de muhtaç fakir yapar. İster onu asıp idam eder ya da düşmanını ona musallat ederek onu öldürtürüp cesedine işkence yaptırır. Bize düşen sadece cenneti umarak emaneti teslim etmek,onu nasıl kabul edeceğiniyse yalnız Allah(svt) bilir. Karşında en güzel müşteri var haydi çıkar pazara varını yoğunu....malımızsa malımız, sözümüzse sözümüz, canımızsa canımız....

27 Mart 2013 Çarşamba

teselli

Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar.(En'am 33)

Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.(Duha 3)

Öyle güzel. Öyle güçlü.




21 Mart 2013 Perşembe

uyuyabiliyor muyuz?

"Mü’minlerin birbirine karşı sevgisi, merhameti ve iyi muamelesinin misali, aynı vücut gibidir. Şayet vücutda bir uzva zarar gelirse bütün vücut etkilenir ve buna ateşle, uykusuzlukla karşılık verir." (Müslim, Buhari-Edeb’il Müfred, Ahmed)